Londra'daki Queen Elizabeth Hall, geçtiğimiz akşam müzik tarihinde ender rastlanan bir olaya ev sahipliği yaptı. Georges Bizet'in, Alphonse Daudet'nin 1872 tarihli oyunu L'Arlésienne (Arles'lı Kız) için bestelediği sahne müziği, bestecinin ölümünden yaklaşık 150 yıl sonra ilk kez Birleşik Krallık'ta eksiksiz olarak icra edildi. Sir Mark Elder yönetimindeki Orchestra of the Age of Enlightenment (Aydınlanma Çağı Orkestrası) ve güçlü solist kadrosu, Jeremy Sams'ın sahneye koyduğu prodüksiyonla bu unutulmuş eseri hak ettiği ihtişamla sundu.

Daudet'nin oyunu, prömiyerinde beklenen ilgiyi görememiş ve kısa sürede sahneden kaldırılmıştı. Ancak oyunu ayakta tutan şey, Bizet'nin bestelediği müzik oldu. Yirmi yedi ayrı bölümden oluşan bu partisyon, birkaç ölçülük yaylı fısıltılarından görkemli orkestra aralarına ve kutlama korolarına kadar uzanan geniş bir yelpazeye sahip. Uzun yıllar boyunca L'Arlésienne Suitleri konser salonlarının vazgeçilmez repertuvarı arasında yer aldı; fakat sahne müziğinin tamamı, oyunla birlikte, neredeyse hiç duyulmadı.

Müzik mi, Tiyatro mu?

Mark Elder'in yönetimindeki bu prodüksiyon, başlangıçta bir risk taşıyordu: Acaba müzikli bir oyun, oyunlu bir müziğe mi dönüşecekti? Neyse ki iki unsur da birbirini gölgelemeden, dengeli bir bütünlük içinde sunuldu. Jeremy Sams'ın rejisi, Daudet'nin metnini müziğin arasına ustalıkla yerleştirirken, orkestra ve solistler de Bizet'nin partisyonunu canlı bir karakter gibi sahneye taşıdı.

Bizet'nin müziği, Provence kırsalının renklerini ve dokusunu yansıtan zengin bir orkestrasyona sahip. Yaylıların hüzünlü ezgileri, tahta nefeslilerin neşeli dansları ve bakır sazların görkemli çıkışları, oyunun duygusal iniş çıkışlarına eşlik ediyor. Özellikle "Adagietto" ve "Farandole" gibi bölümler, Bizet'nin melodik dehasını ve dramatik sezgisini gözler önüne seriyor. Ancak bu kez bu tanıdık parçalar, bağlamlarından koparılmış konser parçaları olarak değil, tiyatro sahnesinin ayrılmaz bir parçası olarak duyuldu.

Sahne Müziğinin Gücü

Sahne müziği, çoğu zaman bestecinin asıl eserinin gölgesinde kalır. Operalar, senfoniler ve konçertolar kadar sık icra edilmez; hatta bazen tamamen unutulur. Oysa Bizet'nin L'Arlésienne için yazdıkları, onun olgunluk döneminin habercisi niteliğinde. Carmen'den sadece üç yıl önce bestelenen bu müzik, aynı egzotik renkleri, aynı ritmik canlılığı ve aynı melodik zenginliği barındırıyor. Daudet'nin oyunu ilk gösterimde başarısız olsa da, Bizet'nin müziği sayesinde bir klasik haline geldi.

Orchestra of the Age of Enlightenment, dönem enstrümanlarıyla çalan bir topluluk olarak, Bizet'nin partisyonuna tarihsel bir derinlik kattı. Kemanların bağırsak telleri, tahta nefeslilerin farklı tınıları ve doğal bakır sazların yumuşak sesi, müziğin 19. yüzyıldaki ilk icrasına dair bir fikir verdi. Mark Elder'in temposu ise ne gereksiz bir yavaşlık ne de aceleci bir hız içeriyordu; her bölümün karakterini ortaya çıkaracak şekilde ölçülüydü.

Neden Önemli?

Bu performans, yalnızca bir müzikolojik merakı gidermekle kalmadı; aynı zamanda Bizet'nin sahne müziği alanındaki ustalığını da gözler önüne serdi. Uzun yıllar boyunca L'Arlésienne müziği, sadece iki suit halinde dinlendi. Oysa tam partisyon, karakterlerin ruh halini yansıtan kısa geçişler, danslar ve korolar içeriyor. Bu bölümler, oyunun dramatik yapısını desteklerken, müziğin kendi başına da bir anlatı oluşturduğunu gösteriyor.

Özellikle ikinci perdedeki "Minuetto" ve "Carillon" gibi bölümler, Bizet'nin müzikal mizahını ve zarafetini sergiliyor. Solistlerin performansı ise metne canlılık kattı; özellikle genç soprano ve tenorun seslendirdiği şarkılar, Provence'ın halk müziği renklerini taşıyordu. Jeremy Sams'ın sahnelemesi, metni müziğin arasına doğal bir akışla yerleştirirken, seyircinin hayal gücünü de harekete geçirdi.

L'Arlésienne'in Hikayesi

Daudet'nin oyunu, Arles'lı genç bir adamın, bir kız uğruna intihar etmeye varan trajik aşkını anlatır. Ancak kız hiç sahneye çıkmaz; onun yokluğu, oyunun merkezindeki boşluğu oluşturur. Bizet'nin müziği, işte bu görünmeyen karakterin sesi olur. Orkestranın her bölümü, o kızın uzaklardan gelen çağrısı gibi duyulur. Bu yönüyle sahne müziği, sadece bir eşlik değil, aynı zamanda bir anlatı aracıdır.

Oyunun ilk gösterimi 1872'de Paris'te yapıldı ve sadece on beş temsil sahnelenebildi. Ancak Bizet'nin müziği, oyunun kaderini değiştirdi. Daha sonra oyun, müziğiyle birlikte yeniden sahnelendi ve büyük beğeni topladı. Bugün L'Arlésienne, Bizet'nin en sevilen eserlerinden biri haline geldi; ancak çoğu zaman sadece suitler çalınıyor. Bu performans, eserin bütünlüğünü yeniden hatırlattı.

Eleştirmenler Ne Dedi?

Konserin ardından yapılan yorumlarda, performansın "vurucu ve şiirsel" olduğu vurgulandı. Mark Elder'in yönetimi, müziğin hem lirik hem de dramatik yönlerini dengeli bir şekilde ortaya koydu. Orkestra, dönem enstrümanlarıyla çalmasına rağmen, ses dolgunluğundan ödün vermedi. Solistler ise metne duygusal bir derinlik kattı.

Bazı eleştirmenler, sahnelemenin müziğin önüne geçmediğini, aksine ikisinin iç içe geçtiğini belirtti. Jeremy Sams'ın rejisi, metni gereksiz yere uzatmadan, müziğin akışına uygun bir ritimle sundu. Bu da eserin bir bütün olarak algılanmasını sağladı.

Sıkça Sorulan Sorular

L'Arlésienne nedir?

L'Arlésienne, Alphonse Daudet'nin 1872'de yazdığı bir oyundur. Georges Bizet, bu oyun için 27 bölümlük bir sahne müziği bestelemiştir. Oyun, Arles'lı bir gencin trajik aşkını konu alır.

Bizet'in L'Arlésienne müziği neden önemli?

Bu müzik, Bizet'nin olgunluk döneminin habercisidir ve Carmen'den önceki en önemli eserlerinden biridir. Ayrıca sahne müziği türünün en başarılı örneklerinden biri kabul edilir.

İlk tam performans nerede gerçekleşti?

Birleşik Krallık'taki ilk tam performans, Londra'daki Queen Elizabeth Hall'da, Sir Mark Elder yönetimindeki Orchestra of the Age of Enlightenment tarafından gerçekleştirildi.

L'Arlésienne Suitleri nelerdir?

Bizet, sahne müziğinden seçtiği bölümlerle iki suit oluşturmuştur. Bu suitler, konser salonlarında sıkça çalınır ve eserin en tanınmış parçalarını içerir.

Bu performansın kaydı var mı?

Konserin canlı kaydı yapılmadı; ancak etkinlik, müzik çevrelerinde büyük yankı uyandırdı ve gelecekte benzer prodüksiyonların önünü açabilir.